Osmanlıca’nın Önemi

osmanlica onem dil tarih

Eğer isterseniz çocuğunuza çokça “Kelime” öğretin.Üstün zekalı çocukları,diğer çocuklardan ayıran mühim özellik,onların akranlarından daha fazla kelime bilmeleridir.Hatta bazı uzmanlar bunu üstün zekalı çocukları,diğer çocuklaran ayıran “tek fark” olarak kabul ederler.Bir araştırmacı şöyle der:”Sözcük hazinelerinin zenginliği ve sözcüklerin tam anlamlarıyla kullanılışı.Lisan yeteneği, birçok uzman tarafından,parlak zekanın hemen hemen tek göstergesi olarak kabul görür.”(Norma E. Cutts,Nikolas Moseley,Üstün Zekalı ve Yetenekli Çocukların Eğitimi,Özgür Yayıncılık,2001,S.63.)

Bazı eğitimciler,çocukta dil gelişimini,bir bakıma zeka(zihin) gelişimi olarak değerlendirmişlerdir.Çünkü algılama,anlamlandırma,hafıza,düşünce gibi zihni özellikler gelişmeden, dil de gelişmez.Somut(müşahhas) algılamalardan,soyut(mücerret) kelimelere yükselmek ve bu kelimeler arasında ilişki kurarak düşünce/fikir ortaya koymak,ancak zekanın yardımıyla
mümkündür.Bu yönden zeka ve dil birbiriyle paralel gelişme gösterirler. veya “Dildeki gelişme zekayı,zekadaki gelişme,dildeki gelişmeyi etkiler.” diyebiliriz.

Zeka ve dil arasındaki bu bağdan dolayı Prof.Ayhan Songar şöyle der: “Bir dil ne kadar fazla kelime ihtiva ederse o dili konuşan millet o derece akıllı,bir insan ne kadar fazla kelime bilir ve kullanırsa o nisbette zeki olur.Zira bidiği kelime kadar mesajı idrak edebilmekte,karşısındakine nakledebilmektedir.Bizler kelimelerle düşünürüz.Düşünce bir iç konuşma ile beraberdir ve bir eşyanın veya duyumun bizde kelime hayali mevcud değilse,onu anlayabilmemiz,idrak edebilmemiz mümkün değildir.” (Ayhan Songar,Beynimiz ve Sinirlerimiz,
Yeni Asya Y,S.84)

 

Zeka ve kelime bilgisi arasındaki bağın ehemmiyeti hakkında yabancı bazı uzmanların görüşü ise şöyle:Thomas Sheridan “Fikirle kelime arasında öyle yakın bir alaka vardır ki,bizdeki eksilik veya hata,diğerinde kendisini derhal belli eder.” der.Dil alimi Dr.Wilfred Funk şöyle der:”Riyazi bir katiyetle söyleyebiliriz ki,kelime bilgisi arttıkça insanın düşünme melekesi de kuvvetlenir.” Başka bir dil bilgini Norman Lewis şöyle der: “Kelime bilginizin hududu,zekanızın hududunu tespit eder.Kelime bilginiz arttıkça,zekanız da artacaktır.”
(Safvet Senih,Kelimeler Armonisi,S.3,4)

Amerikan Liselerinden birinde iki sınıf üzerinde bir araştırma yapıldı.Bu iki sınıfa devam eden talebelerin yaşları ve mahiyetleri aynı birbirinin aynı idi.Sınıflardan biri o okulda öğretilen normal dersler alıyor.Öteki sınıf ilave olarak kelime öğretimi yapan hususi bir kurs görüyordu.Belli bir zaman sonra ikinci sınıfın yalnızca ingilizce dersi değil matematik ve fen dersleri de dahi,bütün derslerde öteki öğrencilerden daha yüksek notlar aldığı görüldü.Illinois Üniversitesi İngilice profesörlerinden Dr. William D.Templeman de bir üniversitede yapılan hayret verici bir keşiften bahseder: Üniversitedeki bütün birinci sınıf talebesi çeşitli kabiliyet ve zeka testlerine tabii tutuldular.Bunlardan bir tanesi de 29 kelimelik bir vocabular(kelime hazinesini ölçme)testidir.Bir yıl sonra üniversite idaresi,bu testlerden herhangi birinin,talebelerin istikbaldeki ders durumları hakkında bir fikir verip vermediğini anlamak istedi.Hayret edilecek kadar kısa olan 29 kelimelik vocabular testinin talebelerin bütün derslerindek yıllık not ortalamalarını önceden en iyi haber veren bir ölçü olduğu ortaya çıktı.Bu neticeye bakarak Dr. Templeman şöyle diyor: Anneler,babalar,hocalar,mektep müdürleri,çocuklarınızın üniversitede muvaffak olmasını istiyorsanız,kelime bilgilerine dikkat ediniz!(Safvet Senih,Ek E,S.13,14.)

İnsanın kelime hazinesi arttıkça zekası gelişiyorsa,bizim eğitimimizin de öğrencilere çokça kelime öğreterek,onların zekasını geliştirmesi gerekmez mi? Yazar ve şair Yavuz Bülent Bakiler,şöyle diyor: “İngiltere ve Abd’de ilköğretimden geçen çocukların ders kitaplarında 71 bin kelime vardır.Bu rakam İtalya’da 33 bin,Suudi Arabistan’da 16 bin beş yüz, Türkiye’de ise 7 bin’dir.Çocuklarımız da bu 7 bin kelimenin 3500 kadarıyla düşünüp konuşmakta ve yazmaktadırlar.”(Türkçenin,Dünü Bugünü Yarını,Kültür Bakanlığı Yayınları(Sempozyum)
,2002,Ankara,S.277)

Bunların sonucunda gençlerimizin zeka seviyesi hakkında ne diyebiliriz?

Scroll to Top