1.Theodore Herzl'e Filistin Cevabı
Yahudilerin önderi Theodore Herzl, Filistin’in kendilerine satılması halinde Osmanlı’nın borçlarının kapatılacağını söylemiştir. 2. Abdülhamid kendisine: “Bir karış dahi olsa vatan toprağını satmam, zira bu vatan bana değil milletime aittir. Milletim de bu toprakları ancak aldığı fiyata verir. Çünkü bu topraklar kanla alınmıştır, kanla verilir!” demiştir.
2.Emanuel Karasu'ya Filistin Cevabı
Selanik Yahudilerinden olan milletvekili Emanuel karasu, Sultan 2. Abdülhamid’in huzuruna çıkarak, Filistin’de Yahudiler için toprak satın almak istemiştir. Ama daha sözünü bitirmeden “Defol, ey sefil!” cevabını almıştır.
3.İttihatçılar İle İlgili Sözü
Teşkilat-ı Mahsusa’nın kurucularından Albay Hüsamettin Ertürk’ün “İki Devrin Perde Arkası”(1964) adlı hatıralarında 2. Abdülhamid’in 1909 yılında Selanik sürgünündeyken Debreli Zünnun adlı bir dostuna şöyle dediğini aktarmaktadır: “Göreceksiniz yüzbaşım! İttihatçılar Turancılık gayretiyle hem Rusya, hem de İngiltere ile bir savaşa girerlerse Allah göstermesin Osmanlı’nın parçalandığına şahit olacağız. İnşallah böyle bir güç gösterisine girmezler.” Ne yazık ki Sultan 2. Abdülhamid endişesinde haklı çıkmış ve imparatorluk birkaç yıl içerisinde dağılmıştır.
4.Dünya Savaşı İle İlgili Sözü
2. Abdülhamid 1. Dünya Savaşı ile ilgili şu sözleri söylemiştir: “Kırk yıl şu devletlerin birbirine düşmesini bekledim. Onlar birbirlerine düştü, şimdi ben tahtta değilim.”
5.Gafil Değilim
2. Abdülhamid: “Beni evhamlı sanıyorlardı hayır! Ben sadece gafil değildim, o kadar.” demiştir.
6.Savaş Hakkında Söyledikleri
Her zaman barılçıl bir politika izlemiş olan 2. Abdülhamid, savaş hakkında şu sözleri söyler: “Savaş yalnız sınırlarda olmaz. Savaş bir milletin topyekün ateşe girmesidir. Eğer bu bütünlük sağlanamazsa zafer tesadüfi, yenilgi kaderdir.”
7.Abdestsiz Devlet İşi Olur Mu?
Mabeyn başkatibi Esad Bey’in aktardığına göre, önemli bir evrakın imzası için geceleyin Sultan 2. Abdülhamid’in kapısını çaldığında, 2. Abdülhamid ona “Kusura bakmayın beklettim, geleceğinizi bilmiyordum kapıyı çaldığınızda ben çoktan uyanmıştım. Kapıyı açmadım çünkü abdest alıyordum, ben bugüne kadar devletin hiçbir evrakına abdestsiz imza atmadım.” demiştir.
8.Tahttan İndirildiği Gün Söyledikleri
2. Abdülhamid Han tahttan indirilirken şu sözleri söylemiştir: “33 sene millet ve devletim için, memleketimin selameti için çalıştım. Elimden geldiği kadar hizmet ettim. Hakimim Allah ve beni muhakeme edecek de Resulullahtır. Bu memleketi nasıl buldumsa, öylece teslim ediyorum; hiç kimseye bir karış toprak vermedim. Hizmetimi Cenab-ı Hakkın takdirine bırakıyorum. Ne çare ki, düşmanlarım bütün hizmetlerime kara bir çarşaf çekmek istediler ve muvaffak oldular.”
9.İstanbul'u Terk Etmeyin!
Çanakkale Savaşı sırasında her ihtimale karşı saltanatını Eskişehir’e taşımaya hazırlanan ve 2. Abdülhamid’i de yanında götürmek isteyen Sultan 5. Mehmet Reşad, “Ceddim Fatih Hazretleri İstanbul’u alırken, son Bizans İmparatoru şehirden kaçmayı düşünmemiş, ordusu başında ölmüştür. Biz, Bizans İmparatorları kadar da mı olamıyoruz ki, şehri bırakmayı düşünüyoruz? Osmanlı
Hanedanı İstanbul’u terk ederse bir daha oraya dönemez. Muhterem biraderime söyleyin; İstanbul’dan bir adım bile dışarı atmam.” demiştir.
Sultan Abdülhamid Han'ın Zalimlere Beddua Millete Duası
Allahım helal etmiyorum! Şahsımı değil, milletimi bu hale getirenlere, hakkımı helal etmiyorum! Beni, benim için lif lif yolsalar, cımbız cımbız zerrelerimi koparsalar, sarayımı yaksalar, hanemanımı, hanedanımı söndürseler, çoluğumu gözümün önünde parçalasalar helal ederdim de sevgilinin(Sallallahu Aleyhi ve Sellem) yolunda yürüdüğüm için beni bu hale getiren ve milletimi ateşe atan insanlara hakkımı helal etmem! Allahım! Mukkaddes isimlerine kurban olduğum Allahım! Ya Adl! Bana “Kızıl Sultan” adını takan ve devrilmem için ellerinden geleni yapan Ermenileri, şimdi beni devirenlere parçalatıyorsun! Bu cellatları da, kim bilir, kimlere parçalatacaksın? Fakat ya Rahman! Adaletinle tecelli edersen hepimiz kül oluruz! Bize acı! Resulünün, sevgilinin, kainatın efendisinin nurunu kayıt eder gibi olduğu için bu hale gelen millete, rahmetinle, fazılınla, lütfunla tecelli et! Ya Kadir! Kundaktaki yavruyu gagasına almış, kaçıran leş kuşunu düşürüp çocuğu kurtarmak ancak senin kudretine sığabilir. Leş kuşlarının gagasında kundak çocuğuna dönen milletimi kurtar Allahım! Ya Mabud! Ömrümde tek vakit
farz namazı kaçırdığımı hatırlamıyorum! Ama tek vakit namazım olduğunu iddiaya da nefsimde kuvvet bulamıyorum! Huzurunda eğileceğime kaskatı kalıyorum ve duada ruh teslim edeceğime yatağımda kıvranıyorum! Sana kulluk göstermeyen bu kulunu affet Allahım! Eğer, yılları tespih dizisince süren hükümdarlığımda seni bir kere anabildim, Resulüne bir an bağlanabildimse,
duamı, o bir kere ve bir an yüzü suyu hürmetine kabul et! Ya Sübhan! Şu titrek elleri, kıyamet gününde sana “Ümmetim,ümmetim!” diye yalvaracak olan habibinin eteğinde, şimdi “Milletim, milletim!” diye dilenen bu ihtiyarın duasını geri çevirme! Milletimi evvela “Ba’sü ba’de’l-mevtsiz” bir ölümle yok etmeye götüren sahte kurtarıcılar ve sahte kurtuluşlardan kurtar ve ona bir gün gelecek kurtarıcıları, gerçek kurtuluşu nasip eyle! Benim artık bu dünya gözüyle görebileceğim hiçbir saadet ümidim kalmadı. Bari felaketi olsun bana daha fazla gösterme Allahım! Ayakta duramaz, haldeyim! Vadem ne gün dolacak Allahım!



