18 Mart sabahı müttefik devletlerin donanmaları bütün güçleriyle taarruza geçmişlerdir.Bir an önce Çanakkale’yi geçmek ve Osmanlı’nın kalbine,İstanbul’a girmek istiyorlardı. Mağrur İngilizler galip geleceklerinden çok emindiler.O kadar ki Churchill,saldırı başlar başlamaz İngiltere başbakanına zafer müjdesi vermeye koşmuştu.”Ekselanları! birkaç
saat içinde Gelibolu’daki Osmanlı direnişinin kırılacağını size şimdiden müjdelemekten şeref duyarım…” diyordu,kolay gördüğü bu iş için.Tabii bu müjde sadece sözde kaldı. havada dolaştı,yine kendi yüzlerine çarptı.Düşündükleri gerçekleşmedi.Gerçekleşemezdi,çünkü Çanakkale’yi koruyanlar imanlı oldukları kadar kararlıydılar da.”Çanakkale’yi
asla geçmeyecekler.” diye sözleşmiş,geçirtmemek için ellerinden geleni yapmışlardır.Nihayetinde cesaretin kaynağı imandı.İman varsa imkan da vardı.Evet,iman vardı.İşte bu yüzden Allah’ın rahmeti ve yardımı üzerlerine indi.Rahmet ve yardım inince ne mi oluyor? Hazreti Nuh tufandan ve zalimlerin zulmünden;Hazreti Yunus balığın karnından, gecenin karanlığından ve denizin dalgalarından;Hazreti Yusuf kuyudan,zindandan ve her türlü iftiradan,Hazreti İbrahim Nemrut ve etrafındakilerin yaktığı ateşten,Hazreti Musa firavundan,önüne çıkan denizden ve türlü musibetlerden;Hazreti Muhammed(s.a.v) Cahiliye Dönemi müşriklerin her türlü şerrinden kurtulmuştur.Rahmet ve yardım gelince ateş yakmaz,kılıç kesmez,deniz boğmaz,kuyu yutmaz,görünen görünmez olur.Çünkü onların hepsi Allah’ın kudretiyledir.O dilerse işler,dilere hiçbir şey yapmaz.Allah’ın kudreti karşısında düşmanın devasa zırhlıları kağıttan maketler gibi sulara gömülür.işte bundan dolayı denmiştir ki:”Yaptığınız işlerde hedefiniz Allah’ın rızası olmalıdır.o razı olursa diğerlerini de razı eder.Hatta siz istemek talebinde olmasanız bile,Allah halklara da kabul ettirir.Onun gücü ve kudreti karşısında hiçbir şey duramaz.Ona intisap eden,mesela bir ağaç kökü sert taş ve toprağı deler,geçer.İşte Çanakkale’de de görünen görünmez oldu o gün.Denizin 5,5 metre altındaki mayınları bile kolayca tespit edebilen İngiliz keşif uçakları,belki de tarihlerinde ilk kez yanıldılar,şaşırdılar.Denizin temiz olduğu haberini geçtiler.Tehlike yok dediler.Göstermeyen Allah göstermezdi
Onlar da göremediler.
Hani peygamber efendimiz ve sadık yol arkadaşı Hazreti Ebubekir hicret için yola yola çıkmışlardı.Kendilerini amansızca takip eden düşman gözcülerinden korunmak için Sevr Mağarasına girmişlerdi.İzciler,işinin ehli insanlardı.Onları bulmaları çok da zor değildi.Nitekim buldular da;fakat sadece mağarayı.Ötesine akılları yetişmiyordu.Çünkü mağaranın önünde sanki yıllardır orada durduğu anlaşılan bir örümcek ve ağı vardı.Bir de yuvası ile birlikte bir güvercin.Buradan birisinin girmesi imkansız dediler, kendi aralarında.Allah peygamberi ve yol arkadaşını korumuştu.Allah birisine yar olursa ona kim dokunabilir? Elbette kimse dokunamaz.Bunu da ancak iman sahipleri bilebilir. İşte içeride Allah resulü Hazreti Ebubekir’e şöyle demişti. “Üzülme Allah bizimle.”.Nusret Mayın Gemisi o gün imkansız görünenden kerametvari bir iş çıkardı.Döşediği mayınlar sayesinde “Dünyanın en ünlü mayın gemisi” oldu.Onun döşediği mayınları Allah düşmana göstermedi.Evet,18 Mart 1915’de Çanakkale harekatının gidişatı,onun mayınları sayesinde değişmişti.Onun mayınları sayesinde 639 kişilik mürettebatla düşman gemileri bütün hırs ve kinleriyle birlikte derin sulara gömüldü.Hey gidi İngilizler hey! Deniz ve hava keşifleri yapmış,ama bu mayınları bulamamışlardı.Allah göstermezse sen neyi görebilirsin ki? İngiliz generali Çanakkale-Gelibolu askeri harekatı isimli kitabında şunları söylüyor:”Çanakkale Boğazının ağzından 8000 yard içeriye kadar,bütün boğaz dikkatle incelenmiş ve taranmış olduğundan,bu suların temizlenmiş olduğu kabul edilmiştir.Fakat bir talihsizlik eseri olarak,26 mayından meydana gelmiş olan bir hat bulunamamıştır.Bu mayın hattı,ötekiler gibi,boğaza dik değil,paralel olarak,Gebze’den başlayan ana mayın tarlasının tam önüne dökülmüştü.18 Mart sabahı müttefik donanması savaşa başlamak için azametle yola çıkarken,O hain mayın hattı,işte burada,emniyet içinde yatmaktadır. Çok uygun başlamış olan,18 Mart günü,bu bilinmeyen mayın hattının o olağanüstü ve ortalığı kırıp geçiren başarısı yüzünden,tam bir başarısızlıkla sona erdi.Bu 26 mayının, seferin talihi üzerindeki etkisi ölçüye sığmaz.”
Harekat-i Bahriye isimli kitapta da şöyle anlatılır:”Felaketlerin hakiki sebebi keşif ve tayin oluncaya kadar çok geçmedi.Gerçek şu idi ki,8 Mart gecesinde Türkler,haberimiz olmadan Erenköy köyüne paralel olarak yirmi mayın döşemiş ve keşif gemilerimiz,aramaları esnasında bunlara rastlamamıştır.Türkler bu mayınları özel amaçla manevra sahamıza
koymuş,gösterdiğimiz bütün ihtiyada rağmen baş döndürücü bir zafer kazanmışlardı.”. İngilizler bu durumu resmi savaş tarihlerinde şöyle bahsetmişlerdir:”Gerçek şudur:Türkler, 18 Mart gecesinde,bizim haberimiz olmadan,Erenköy köyü içinde ve sahile paralel 26 mayın dökmüşlerdi.Balıkçı gemilerimiz,yaptıkları aramalarda bunlara rastlamamıştır.Türkler, bu mayınları daimi manevra alanımıza yerleştirmiş,gösterdiğimiz bütün ihtiyad ve öngörülüğe rağmen,baş döndürücü bir zafer kazanmışlardır.”



