Kapitalizm günümüz ictimai hayatını iki farklı bölüme ayırdı.Bunlardan ilki üretim zamanı olurken diğeri ise üretimden arta kalan zamanlarda yapılan tüketimden oluşmaktadır.Boş zaman kavramının yüzyıllar önce insanlık için ne ifade ettiğini tam olarak bilmek mümkün değildir.Bu zaman dilimine gerek Antik Yunan gerekse sanayi öncesi dönem düşünürlerinden aldığımız bilgilere yer yer bir soyluluk göstergesi olarak belirse de “Bireyin kendi tasavvurunda olan zaman” demek yanlış olmayacaktır.
Günümüz boş zamanı ise bireyin zaman üzerinde aidiyetinin bulunmadığı sınırları çizilmiş bir alandır.İnsalık var olmaya devam ettikçe üretim
ve tüketim ilişkileri de yeni formlar eşliğinde devam edecektir.Kapitalizm sadece bir üretim biçimi olmanın ötesinde insanların duygu,düşünce
ve zaman tasavvurlarını da organize etti.Feodal ve feodal öncesi toplumlarda üretim mevsime bağlı gerçekleşiyordu,sanayi kapitalist üretimin ardından üretim sürekli bir perspektifte yol almaya başladı.Ne yazık ki feodal dönemde bir lüks olan tüketim sanayi döneminde bir ihtiyaç, endüstri sonrasında ise vazgeçilmez hale geldi.Bugün ihtirasların ihtiyaç olarak servis edilmesi herkesin onayından geçmiş bir durum.Boş zaman kavramının anlam sorunu dışında içerdiği diğer bir sorun da bireylerin boş zamanlarını kullanırken ekonomik sistemin kendilerine icbar ettiği tüketim görevini yerine getirmek zorunda kalmalarıdır.Diğer bir ifade ile,bireyler üretim süreci içerisindeki görevlerini tamamladıktan sonra kendilerine verilen boş zaman içerisinde de tüketerek ekonomik sistem içerisindeki görevlerini yerine getirmek durumundadırlar.
Bu sebeple,bireylerin denetim altına alınmış olan boş zamanlarının ne olduğunun ve nasıl doldurulacağının da denetim altına alınması
gerekmektedir.Bu amaçla da boş zaman manipüle edilmektedir.Yönlendirilmiş bir boş zaman sinirli,aceleci,tahammülsüz bireyleri netice vermektedir.Aynı zamanda boş zamanın müdavimleri çoğu zaman üretim tüketim döngüsü arasında sıkışıp yaşamış olduğu hayattan bir tatmin duygusu alamamaktadır.Yönlendirilmiş boş zamandan arınmak adına;yaşadığımız hayatın temposunu düşürmemiz hayatımızda gözle görülebilir bir sadeliği yakalamamız ve tüketimi bir ihtiras değil ihtiyaç olarak anlamlandırmak başlangıç için önemli bir adım olacaktır.
Bu sayede eski boş zamanın bize sunduklarını ve günlük hayatın anlam derinliğinin farkına varmak mümkün olacaktır.Aksi halde iş zamanında
üretim,arta kalan zamanın tüketim olduğu,mutluluğun yalnızca tüketilen nesneler arasında bir fark olarak yaşandığı dünyada bir kişi nasıl
hayatın öznesi konumuna gelebilir?



